Bir şeyler anlamışsınızdır elbet. 

Şimdi hatıralar, ocakta unutulmuş demlik misali.

Her insan samimidir, her insan güzel güler. Yeter ki delirsin.

 Söyle hangi şehirdesin, hangi sokaklardan geçtin? Gidip de seveyim o şehrin kedilerini, kaldırım taşlarından öpeyim sokaklarını.

Atilla İlhan - Pia
  • Atilla İlhan
  • Pia
  • 287 plays

“Ölsem, eksiksiz ölürdüm.”

İnsanların beni dinleyeceğini bilsem hep şarkılar söylerdim.

 Her şeyin sonu varsa; bu yalnızlığın, bu hüznün, bu boşluğun, bu ayrılığın sonu ne zaman?

 Bir kadın gördüm, saçları hangi rüzgara değse karanlık gecelere uzanan, kanat çırpan uçamayacağı gökyüzüne. Dudağında söylenmemiş mısraları, gözlerinde kurumuş nehirleri, yüzünde akmamış hüznü olan… Bir kadın gördüm, uzaklara baktı. Etrafında kulaksız adamlar, dinlenmemiş hikayeleri vardı, dizleri yaraydı. Bir kadın gördüm, sessizdi, vazgeçmişe benziyor, ağlıyordu. Bir kadın gördüm, mecburdu, her kadın gibi o da gidiyordu. 

“Do you remember laughter?”

Beklemez kimse beni, beklediği gibi yalnızlığın.

Aşk dediğin, bir hüzünlü hikayeyken artık
Sokakları yığın ceset kokan diyarlardan
Bahçem kirli, bahçem aciz, bahçem çiçeksiz
Seni her hatırlayışım bu türlü garip
Sevişim, sevişmişliğim bu denli akşamlardan
Söylesem dönmez dilim, yetmez heceler
Sallasam kitabı, bilirim düşmez kelimeler
Ama nafile, ne gelir ki elden susmuşluğuma
Aşk dediğin, bir hüzünlü hikayeyken artık

 Tom Waits’in şu sözleri, her dinlediğimde yaralamıştır beni. “Remember when you loved me.“ 

 Yatacağız ve kalkamadığımız bir gün her şey geçecek.

 Sorun, sadece dayanamıyor olmamız. Değer vermeye, sabretmeye, zorluklara göğüs germeye, bir şeyin varlığına ya da yokluğuna, azmetmeye, susmaya, ağlamaya, görmeye, duymaya, hatırlamaya, öpmeye, koklamaya, sevmeye, sevilmeye… Dayanamıyoruz ve dayanamadığımız her şey bir zaman sonra bize acı veriyor.