Yağmur Adam

taksim-cenk ile küfür etmenin sadece lafla olmadığını kanıtladın galiba.

Anonim

hayır ya hakaret olarak algılama, severim cenki. Sadece bana onu çağrıştırdı, çok şeyden kısa zamanda bahsedince. :D Lütfen yanlış anlama tamam mı? :(

Lomography La Sardina serisinden bir analog fotoğraf makinesi edindim bugün. İlk analoğum. Sanırım çok yanlış yaptım. Sen ne diyorsun bu konuda? Eğer çok yanlış yapmışsam çaktırma da hevesim kaçmasın nolur :D

Anonim

Hayır neden yanlış yapasın, lomo serilerinden hiç makinem olmadı ve çok merak ediyorum nasıl kullanımı diye. Bence o senin için başka bir tecrübe olacak.

merhaba bende kodak instamatic var, filmlerini nereden bulabilirim?

Anonim

Bilemiyorum :( Lomography e bi bak istersen.

  • Hiç kıskanmadım, hiç hem de. Sevindim adlarına insanların.
  • Yüreğime günden güne nefret tohumları ekiyorum. Kimseye tahammülüm kalmadı. Ne sevdiğim kadına, ne de anneme.
  • Hatırlarsanız bahsetmiştim; Ben anlatamadım, onlar da anlamadılar zaten. Hala anlamıyorlar.
  • Biz hüzünlü insanlar, gecenin belirsiz saatlerinde, balkonlarda buluşur, bir sigara daha yakarız.
  • Kalbim bilmem kaç eşit olmayan parçalara ayrılmış. Evet acılar hiçbir kalbe eşit miktarda dağılmaz.
  • Ben yeniden sevmişim dostlar. Sevebilmişim. Bu inandırıcı gelmese ve kabullenmesi zor bir gerçek olsa da sevmişim tekrardan. Sevebilmişim. Kalbimin bir önceki şiddete yakın sarsıldığını hissettiğimde ve burnumda kıskançlığın o tüyleri diken diken eden kokusunu yeniden duyduğumda anladım. Yeniden sevebilmişim dostlar ama bu bana acıdan başka bir şey katmadı.
  • Ne kadar çaresizsen o kadar çabuk güveniyorsun bir insana, o kadar kolay kanıyorsun yalanlara ve o kadar hızlı bırakıyorsun katilinin kollarına kendini. Ki; En sonunda sığınacak liman bulduğunu zannederken kendine, bu çaresiz halinle, sarıldığın şeyin denizin ortasındaki bir yılan olduğunu anlıyorsun
  • Erkeklerden; Önüne gelenle düzüşüp, sonra da halinden memnun değilmişcesine “Olmuyor ya, yapamıyorum aga sonu yok bunun , bıktım artık anlıyor musun? Evleneceğim temiz bir kız bulup, hiç memnun değilim hayatımdan, baba şimdi bir sürü kız var tamam ama yani olmuyor ya, hepsine çakıyorsun geçiyorsun, bir gece yanında, yarın kimse kalmıyor yanında baba, anladın mı?” diye yakınan bir tip daha karşıma gelirse eğer o an cümlesini bitirmesini beklemeden ağız burun dalcam.  
  • Bakın yine yeni yeniden söylüyorum; Ben iğrenç boktan bir adamım, bana yaklaşmadan önce bu gerçeği hep göz önünde bulundurun.
  • Omzundan göğsüne akan saçlarını parmaklarının arasında gezdirerek konuşan bir kadından daha tatlı bir manzara yok şu dünyada.
  • İftar vakti sokakta gezmek güzel oluyor. Bomboş, herkes boğaz derdinde, yollarda araba, caddelerde insan az. Hep istediğim o naif manzara.
  • Nedendir bilmem. Hani şu çöp konteynerlerini karıştıran insanlar var ya; Onları çöpümü atacağım konteynerin yakınlarında görürsem atamıyorum çöpümü. Sanki yanlış bir şey yapıyormuşum gibi hissediyorum. Ya başka bir sokağın çöpüne yöneliyorum ya da onlar gidene kadar dolanıyorum etrafta. Garip…
  • Whatsapp’ı siliyorum, silmesem de kullanmamayı düşünüyorum. Sadece laga luga, vakit kaybı, bir boka yaradığı yok.

Kırılıp, döküldükçe genişleyen ve genişledikçe daha nice acılarla imtihan olan bir kalbi var insanın.

Bir insanı neyin yiyip bitirdiğini asla bilemezsiniz.
Belli bir ruh durumuna gelmişseniz en basit şeyler bile korkunç sorunlar haline gelebilir.
Ve en kötü endişe, korku, acı yorgunluğu, açıklayamadığım, anlayamadığım, nedeni aklına bile gelmeyendir.
Metal bir levha gibi yığılır üstünüze, ondan kurtuluş yoktur, saatine yirmi beş dolar vermeye razı olsanız bile.
Charles Bukowski

Yüzünde kül rengi bir hüzün, orada duruyordu işte.
Ağlasam bir nergis çiçeği düşerdi kollarıma,
Sonra ben bir ölü nergis çiçeğine tekrar ağlardım!
Hatta belki ilk kez birlikte bir şey yapacağımız tutar
Birlikte ağlardık…

Bir yağmurun boğazını bir bulut ne fena sıkmıştı o akşam
Sen gitmiştin, ellerim titriyordu, yazdı bir üşümek sarmıştı
Orada duruyor dedim hala, sokağın ucunda ne büyük hüzün
Ha döndü, ha dönecek!