Yağmur Adam

Şu tumblrdan da siktirolup gitmeme az kaldı, sanki bir bok yiyormuş gibi millet, kimliğini gizleyen birini ifşa etmeye ne bayılıyor ama. Kimisi seviyesizce eleştiriyor, kimisi gizemli çocuk rollerine bürünüyor diye düşünüyor, ulan vallahi bıktım ya, burada yakınlarımdan uzakta rahat rahat içimden geçenleri yazayım istedim, adımın sanımın hiçbir önemi olmasın istedim, zaten yok ama bu öğrenme, didikleme, ifşa etme zorunda hissedenler kim? Kimse başarıyor bunu. Pılımı pırtımı toplayıp siktir olup gideceğim yakında. O zaman yine araştırırsınız, çok önemliyim hani, ismimi cismimi çok merak ediyorsunuz, bundan çekindiğimi bunu gizlemeye çalıştığımı bildiğiniz halde üzerine eğiliyorsunuz ya. çok yaşayasınız. çok önemli benim tc kimliğimde bulunan hafler, sayılar, didikleyin amk.

Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim. Kederli olduğum da söylenemez zaten. Buna sebep de yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felaket geçirenlerim var. Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok.
— Cahit Zarifoğlu / Yaşamak

Şimdi düşün; Bir deniz ki hala boğuluyoruz. Bir boşluk ki hala düşmekte, bir hayat ki hala ölmekteyiz.

Herkes burada kediyi tekmeler, minnoş diye bir kedi var. Beni ise yalar o da elimi ve yüzümü yalar, iyi severim.
— Ergin Günçe

Bir deli, bir kelebek.

Odamda bir kelebek vardı, camda görmüştüm, “Pencereyi açsam mı acaba, hava da soğuk, en iyisi sen dışarı çıkma kelebek, yoksa ölürsün.” diye, avucumla aldım camdan onu, çektim perdeyi sonuna kadar, kapıyı pencereyi kapattım, işe giderken odamı kitledim, hatta su bile koydum belki içer diye, üç gündür, her sabah kalktığımda benimle mi uyanırdı orasını bilemeyeceğim ama beni işe yolcular, akşam işten döndüğümde ise gelir yüzümde dolaşır, ışığı kapattığımda bilgisayarın ekranında gezinirdi. Gel gelelim bu sabah göremedim onu, dedim bir gariplik var, bu kelebek nerede diye, perdeleri, bornozu, kitaplığımı bir iki salladım, camlara baktım, ses yaptım uçuşur diye, ışığı açıp kapattım, ama nafile, göremedim, e insan üç gün ardı ardına gördüğü, odasını paylaştığı kelebeği dördüncü günü de görmek istiyor. Neyse servise yetişmem gerek diye çıktım evden, yine kitledim odayı, kapıyı pencereyi kapattım, döndüğümde de bir iki aradım ama yine ses etmedi sesime. Az önce bilgisayarı açmak için oturdum koltuğa, üzüldüm, bizim kelebek, benim güzel dostum, bilgisayarımın üzerinde cansız yatıyor. Üzüldüm, vallahi üzüldüm. Doğum günümde olacak şey mi bu? Onun için Ergin Günçe’den bir şiir okudum ve kitabın arasına gömdüm onu. Çünkü en yaşanılası yerdir benim için bir kitap arası. “Bir gün tekrar buluşacağız, beni sakın unutma.” dedim kapatırken kitabı. O bu hayattaki sadık dostlarımdan biri artık ve ben bir deliyim, biliyorum bunu. Sakın hatırlatmayın. Vallahi üzgünüm.

Ihlamur korusunda ağzında kuru papatyalarla dolaşır,
Bayram gecesi yangın çıkar, çılgınca eğlenilir.
Yangın yerinde gümüş paralar bulur,
Kardan çocuk olup okula gider.
Kilisenin kireç duvarında kömürle kulaklarına papatyalar takılı dev çizer.
Erik toplar.
Sedef çakısı ile parmağını kesen arkadaşının parmağını emer.
Masallar dinler.
Koşup bahçelere saklanır.
Parklarda simit yer.
Kelebek biriktirir.
Pul biriktirir.
Söğüt ağacından yapılan düdükleri öttürür.
Mızıkası bozulur.
Mandolin dinler.
Elma çalar, babasına yakalanır.
Cebinde üzüm leblebi atlı karıncaları izler.
Kedi besler.
Dedesinden Kur’an öğrenir.
Dondurma yer.

- Ergin Günçe

Ver öpeyim elini;

Aranızda, benim gibi; Doğum gününde babasının elini öpüp, nasihatler dinleyen biri var mıdır pek sanmıyorum. Her doğum günümde babamın karşısına çıkar, o günün doğum günüm olduğunu hatırlatır, elini öperim. Sonra dizinin dibine oturur hayata ve daha çok memata dair bir sürü nasihat dinlerim, kurduğu cümlenin sonuna “Daha da bir şey demem, hayat senin hayatın, doğruyu yanlışı ayırt edebiliyorsun artık, koca adam oldun!" cümlelerini de eklerse anlarım ki konuşmanın sonu gelmiştir. Babam susup, derin bir nefes aldıktan sonra, başımı eğerek kalkar geçerim odama. Altındaki kanepesi, elindeki kumandası ve karşısındaki televizyonuyla baş başa bırakırım babamı. Bir garip ayin şu benim doğum günüm, bu asırlık evde.

Tırırırırımmm mutlu yıllar sana tırırırırmm :)

Ben de diyorum kim bu urlsini değiştiren hatun diye :D iyi oldu şimdi. Hepimize olsun mutlu yıllar. ^^ Tırırırım

Musmutlu yıllar, devamlılığı olsun hep mutlu ol, ayrıca sevgiler saygılar:)

Bilmukabil, sevgiler! ^^