Yağmur Adam

Göz göre göre parçalanıyor hayatlarımız, dağılıyoruz yavaş yavaş. Bu politika, bu eğitim sistemi, bu kitaplar, şu ağır aksak ritim, şu birkaç kuruş para, hepsi beynimizi biraz daha kurcalamak için, hepsi büyük bir şok, son buhran için. Parçalanıyor hayatlarımız, dağılıyoruz.

Nereden geçiyorsak, bir parçamız kayboluyor, nereye gidiyorsak biraz eksik gidiyoruz.

Bu sabah erkenden yola çıkıp ıssız bir kumsala gittim. Çok sevdiğim bir deniz kızı için renkli taşlar ve deniz kabukları topladım, kuşlar göç ederken, topladığım her bir deniz kabuğunun içine hikayeler fısıldadım. Bir gün dinlenmeleri dileğiyle.

Bir hikaye işte; Belki de dünya, yanlış yazılmış bir hikaye, yaşamaksa bu hikayeyi durup durup baştan okumak.

Gözlerin hala beni sarhoşluğa davet eder, hala boğuluruz bu denizde. Dönmek denilen bir hikayenin baş kahramanlarıyız. Düşün umutsuzluğun olmadığı bir dünya. Düşün ki; Orada buluşacağız bir gün. Ve şimdi beni sevdiğin zamanları hatırla.

Daha ölmedik ve hoşçakal!

3

Sevgili dostum Yağmur.


Artık üzülmüyorum artık kadınlara inanmıyor, kadınların bizden daha hassas yaratıklar olduğuna dair inancımı kaybediyorum. Ve bizden güçsüz olduklarına…

Bir kadın! Bir kadın gitmek isteyince dostum, bir ortaçağ savaşçısı gibi kılıcıyla delip geçiyor bizi ve sonra göğsümüzde kanımızla gökyüzüne bakarken buluyoruz kendimizi.

Ben ondan ve hayatımın geri kalanından vazgeçtim.
Ben artık mutluluğu çocuklarda, toprakta, yalnız başına kaldırım kenarlarında açmış çiçeklerde arıyorum. Artık şarkı dinlemiyor, sigarayı inadına daha çok içiyorum!

Ne zaman öleceğiz?
Yetmedi mi artık ?

Hoşça kal.

"Ama sen hiç benimle olmadın ki; Ya aklın başka yerlerdeydi ya yüreğin…"

498 kez oynatım

"Pretend that you owe me nothing 
And all the world is green 
We can bring back the old days again  
And all the world is green”

  • Belki anneannemle yaşadığım günlerime dönsem mutlu olurdum. Unuturdum unutmam gerekenleri. Belki…
  • Ama yine de yaşadığımız meçhul, öleceğiz malum.
  • Şimdi önümde iki yol var; Biri yanlış, diğeri daha da yanlış.
  • Yağacak son yağmuru bekliyorum, birlikte gideceğiz bu şehirden. 
  • Eğer çok uzaklardaysanız, sevdiğiniz, özlediğiniz insanın ve o insanın yaşadığı şehrin ismi anlamdaş oluyor bir zaman sonra. Farklı seslerdir ama aynı anlamları, aynı duyguları çağrıştırır. 
  • Ne kadar iyi olursanız olun, telafi etmeniz gereken sevişmeler olacaktır.
  • Güzel sevişen kadınların çirkin olduğu gerçeği hala değişmedi algılarımda.
  • Elimi elmacık kemiklerime dayayıp yatakta yüzünü izlemiştim. Ne güzeldin…
  • Ve ben ve o, bir zamanlar tarih yazmıştık çıplaklığımızla.
  • Bir şehri sevdiren ya bir deniz, bir orman, ya da bir insandır.
  • Evet kesinlikle artık şuna inanıyorum; Merak ettiğim insan, ister telefonu olsun ister olmasın, isterse yıllar öncesinden sadece tanıdık bir yüz olsun. İster dostum, ister düşmanım. Eğer gerçekten merak edip birkaç saniyemi “Ne yapıyordur acaba?” diye onu düşünmeye ayırdıysam, bir hafta içinde ne yapıp ne edip bana ulaşmış oluyor o merak ettiğim insan. Belki size de oluyordur.
  • Geçen günlerde sırt üstü düşmüş, dönmek için debellenip de ne yapsa ayakları üzerine dönemeyen bir bok böceğiyle tamı tamına 45 dakika uğraştım. Onu öyle bırakıp gidemezdim. Bok böceği de olsa böcek böcektir sonuçta. 
  • Merak ediyorum da; Şehirler arası otobüs yolculuklarında koltuk yatırmaktan kaynaklanan tartışmalar devam ediyor mu? He bir de olur da koltuğunuzu yatırmak istersiniz, nezaketen arkanızdaki insanı uyarın bi, malum çay may koymuştur belki tutacağa. Dökülmesin…
  • Metrobüsle yolculuk yaparken şu evlere ve havuzuna bakmayan bizden değildir.
  • Youtube’de ki “Nano grip” reklamlarının allah belasını versin.
  • İki saattir Ervah-ı Ezelden türküsünü söylüyorum. İstemeden de olsa “Herkes diyarında muhabbetinde, bilmem bizi ne civara yazmışlar.” kısmında ağlamaklı oluyorum. Yaz yaz, bunu da yaz hakim bey.
  • Ama ben hakimim masum bey.
  • Ben ağlak, hüzünlü ve huzurlu da bir adamım hakim bey. 
  • Farkında değiliz ama kullandığımız elbiseler, gözlükler, parfümler, ayakkabılar ya da yanımızdaki insanlar. Hiçbirinin yakıştığı yok bize, sadece benimsemişiz. 
  • Ne bileyim; Mutluluk karşısında, kalabalık bir caddede, karşıdan karşıya geçmek isteyen bir kedi gibi kalakalıyorum.
  • Bıyıklarımı da sakallarımı da kestim, iğrenç tipsiz bir şey oldum. Zaten öyleydim hep. Göbeğim de çıktı. Ne oluyor bana böyle? 
  • Havuza işeyenler ölebilirler mi?
  • Aranızda yazlığı olanlar yok mu ya? Beni çağırsanıza, ne yapıyorsunuz siz? Çağırdınız da gelmedim mi? Sabah kahvaltısı hazırlarım, evi süpürürüm, güzel kokteyliler hazırlayabilirim, gece yatmadan önce ninni söyleyebilirim. Şimdi yazlığı olanlar düşünsün.
  • Şunu bilin artık; Sikişince büyümüyorsunuz, bonzai içince büyümüyorsunuz, bira ya da sigara içince de büyümüyorsunuz. Ne bok yerseniz yiyin ama bundan övünüyormuşcasına ve sanki bu bokları yiyince, içince büyüyormuşsunuzcasına bahsetmeyin. Etraf seks kraliçesi doldu, etraf “Ben içerim ama sarhoş olmam!” cılarla doldu.
  • Hüzünlü bir manzara arıyorsanız eğer; arkasından seslendiğiniz insanın, sizi duyduğu halde ardına bakmadan yavaş yavaş gözden kaybolmasını izleyin.
  • Bugün perşembe diye biliyordum, meğer cumaymış.
  • Yaz bitmek üzere, hala denize giremedim.
  • Gitmem gerekiyor, dışarıda gölgem bekliyor beni. Bekletmeyi sevmem.