Yağmur Adam

Sana nasıl ulaşabilirim?

Anonim

Eğer Tumblr hesabın varsa URL ile gelip mesaj atabilirsin. Yakın zamanda Facebook açtım oradan ekleyebilirsin. Soundcloud adresim var, kayıtlarımı orada paylaşıyorum, oradan takip edebilirsin. Flickr hesabım var orada da fotoğraf çalışmalarımı paylaşıyorum, orayı da takip edebilirsin. Hiç olmadı yagmuradam@mail.com'a mail gönderebilirsin. Sevgiler.

Özel değilse soruları neden cevaplamıyorsun ? Ve biliyor musun bende uzun süredir kimseyi sevemiyorum karşıma çıkanlarda da hep bir şey eksik gibi geliyor.. Öyle işte.

Anonim

Bazıları gerçekten gereksiz oluyor, onları cevaplamıyorum. İçinde gururumu okşayacak ibareler geçenleri de yayınlamamaya çalışıyorum. Onun dışında çoğunu yayınlarım ama bloğumda kısa bir süre kalırlar, sonra silerim. Belki yetişemiyor olabilirsin. 

Öyle çok kırılmışım ki, birçoğunun nedenini bile unuttum. Hatırladığım sadece kırgınlığım. O kadar işte.

  • Uçmak için yükseklerden bırakılmışız, kanatlarımız var farkında değiliz, düştüğümüzü zannediyoruz, sorsan durup düşünmeye zamanımız bile yok.
  • Sararıyor fotoğraflar, sayfalar, hatıralar sararıyor, akıp giden zamanın bir anlamı yok artık, idrak etmek nafile.
  • Biliyor musunuz? Kafayı yedim, bunu görenler kendilerini gösteride zannettiler
  • Abartının her türlüsünden nefret ediyorum. Övgünün, yerginin, sevginin abartılıp dillendirilmesinden de nefret ediyorum. Milletin birbirine olan sevgisini yine milletin gözü önünde böyle ballandıra ballandıra anlatmasını da hiç samimi bulmuyorum. Çok yapmacık lan, o ne öyle? Bunaltıyor bunlar beni.
  • Ulan anonimi kapatalı 5 gün olacak bir mesaj geldi, o da bayram kutlaması, garip bir olay yani. Şimdi yeniden açıyorum anonimi, gerçekten kayda değer bazı şeyler gözüme çarpmıyor değil, sırf onlar için. Saygılar, sevgiler.
  • Bir yalancının kalbi yalanlarından ötürü kırılmaz. Asla! (Ne demek istediğimi anlamışsınızdır umarım.)
  • Dişlerimi fırçalamadığım gün sanki dünyanın en pislik iğrenç insanı benmişim gibi hissediyorum ve hala, dişlerimi fırçaladıktan sonra üstüne sigara yakıyorum. Dayanamıyorum, tadı cidden güzel oluyor. Deneyin.
  • Kızlar merhaba. Hani saçlarınızı toplarken tokanızı ağzınızda tutuyorsunuz ya, çok tatlı güzel oluyorsunuz.
  • Bence; nefes aldığımız sürece kimse hayatının en güzel ya da en kötü anını yaşadığını iddia edemez. Çünkü ölümden sonraki hayatın bu dünyada farkına varamadığımız ya da tanısını peşin peşin koyduğumuz olaylarla kesinlikle bir bağlantısı olduğuna inanıyorum.
  • Çok reddedildim, çok hem de ve her an reddedilme potansiyeliyle yaşıyorum. Bu yüzden biraz daha rahatım sizlerden.
  • Bir şehrin sokak hayvanları sizden kaçmıyorsa eğer, orada sevgi, saygı, merhamet vardır. Orada insan olmanın gereği vardır.
  • Kitap okuyamıyorum bu aralar ya da her zamanki gibi mazeretlerim çoğaldı.
  • Otu boku eleştirerek gündemde kalmayı başaran tayfa şimdi de liste halinde yazı yazanlara dadandı.
  • He bu arada sakallarımı kestim ve bıyık bıraktım. Bu da selfiem. Sizce yakışmış mı?
  • Sakalı uzun olan insanlara samimiyetinize güvenerek “Hacı” diye hitap etmekten vazgeçin. Hele hele beni sakallı gördüğünüzde hiç yapmayın bu şakayı. Gerçekten ciddi manada rahatsız etti bu konu beni ve bir daha sakal uzattığımda “Hacı” diye hitap edip, düşüncesizce espri yaptığını zanneden biri gelirse karşıma, “Ebeyin amı” deyip ağzının ortasına levyeyle vurcam.
  • Forum İstanbul Pull&Bear’daki kasiyer kız beni duyuyorsan like at.
  • Her sokağa çıktığım, evimin penceresinden baktığımda “Millet bu parayı nereden buluyor, nasıl kazanıyor, bu lüks arabaları kim çekti bu gençlerin altına?” diye sormuyor değilim kendime. Hakikaten siz merak etmiyor musunuz? Ulan trafiğe çıktığımda dikkat ediyorum 5 arabadan 1 i BMW 5 serisi. En ucuzu 160.000 TL. Sen bu parayı nerden buldun, sen üç milyar buçuk, sen çocuklar evde aç? 
  • Ceplerimin dolu olmasından nefret ediyorum. Kol saatlerinden nefret ediyorum. Evin anahtarlarından ve telefonumdan nefret ediyorum, paradan nefret ediyorum ama mecburuz para için çırpınmaya, mecburiyetten de nefret ediyorum, bunu dillendirmekten de nefret ediyorum. 
  • Sivrisineklerden de nefret ediyorum.
  • Kim ne derse desin Hacı Şakir’in kokusunu değişmem hiçbir sıvı sabunun kokusuna.
  • Eylül gelsin artık, bu yağmursuzluk dinsin. Ellerim cebimde yapraklar uçuşurken, ıssız bir sahil kenarında yürümek istiyorum öylece. 

Gülerken sol gözü kısılan ve alt dişleri görünmeyen insanları üzmeyin.

Elin uzanmaz elime, yüzüme bakmaz fotoğraflar, duyamam sesine benzer bir ses, yinelenen bir ayrılıktır seni hatırlamak. Bu denli karanlık gecelerde, gölgem bile terk eder beni. 

Merhabalar. Kadıköy Ali Suavi Sokak'ta Tosbağa Kafe vardır. Bir dahaki buluşmanız için gelin misafirimiz olun :)

Merhabalar efendim, tabi ki ben de çok isterim, grubumuzla bir konuşayım, grup halinde olmasa bile ilk imkanımızda dostlarımla vosvosumuza tıkışıp kapınızı çalarız artık. ^^

  • Hiç kıskanmadım, hiç hem de. Sevindim adlarına insanların.
  • Yüreğime günden güne nefret tohumları ekiyorum. Kimseye tahammülüm kalmadı. Ne sevdiğim kadına, ne de anneme.
  • Hatırlarsanız bahsetmiştim; Ben anlatamadım, onlar da anlamadılar zaten. Hala anlamıyorlar.
  • Biz hüzünlü insanlar, gecenin belirsiz saatlerinde, balkonlarda buluşur, bir sigara daha yakarız.
  • Kalbim bilmem kaç eşit olmayan parçalara ayrılmış. Evet acılar hiçbir kalbe eşit miktarda dağılmaz.
  • Ben yeniden sevmişim dostlar. Sevebilmişim. Bu inandırıcı gelmese ve kabullenmesi zor bir gerçek olsa da sevmişim tekrardan. Sevebilmişim. Kalbimin bir önceki şiddete yakın sarsıldığını hissettiğimde ve burnumda kıskançlığın o tüyleri diken diken eden kokusunu yeniden duyduğumda anladım. Yeniden sevebilmişim dostlar ama bu bana acıdan başka bir şey katmadı.
  • Ne kadar çaresizsen o kadar çabuk güveniyorsun bir insana, o kadar kolay kanıyorsun yalanlara ve o kadar hızlı bırakıyorsun katilinin kollarına kendini. Ki; En sonunda sığınacak liman bulduğunu zannederken kendine, bu çaresiz halinle, sarıldığın şeyin denizin ortasındaki bir yılan olduğunu anlıyorsun
  • Erkeklerden; Önüne gelenle düzüşüp, sonra da halinden memnun değilmişcesine “Olmuyor ya, yapamıyorum aga sonu yok bunun , bıktım artık anlıyor musun? Evleneceğim temiz bir kız bulup, hiç memnun değilim hayatımdan, baba şimdi bir sürü kız var tamam ama yani olmuyor ya, hepsine çakıyorsun geçiyorsun, bir gece yanında, yarın kimse kalmıyor yanında baba, anladın mı?” diye yakınan bir tip daha karşıma gelirse eğer o an cümlesini bitirmesini beklemeden ağız burun dalcam.  
  • Bakın yine yeni yeniden söylüyorum; Ben iğrenç boktan bir adamım, bana yaklaşmadan önce bu gerçeği hep göz önünde bulundurun.
  • Omzundan göğsüne akan saçlarını parmaklarının arasında gezdirerek konuşan bir kadından daha tatlı bir manzara yok şu dünyada.
  • İftar vakti sokakta gezmek güzel oluyor. Bomboş, herkes boğaz derdinde, yollarda araba, caddelerde insan az. Hep istediğim o naif manzara.
  • Nedendir bilmem. Hani şu çöp konteynerlerini karıştıran insanlar var ya; Onları çöpümü atacağım konteynerin yakınlarında görürsem atamıyorum çöpümü. Sanki yanlış bir şey yapıyormuşum gibi hissediyorum. Ya başka bir sokağın çöpüne yöneliyorum ya da onlar gidene kadar dolanıyorum etrafta. Garip…
  • Whatsapp’ı siliyorum, silmesem de kullanmamayı düşünüyorum. Sadece laga luga, vakit kaybı, bir boka yaradığı yok.

Kırılıp, döküldükçe genişleyen ve genişledikçe daha nice acılarla imtihan olan bir kalbi var insanın.

Bir insanı neyin yiyip bitirdiğini asla bilemezsiniz.
Belli bir ruh durumuna gelmişseniz en basit şeyler bile korkunç sorunlar haline gelebilir.
Ve en kötü endişe, korku, acı yorgunluğu, açıklayamadığım, anlayamadığım, nedeni aklına bile gelmeyendir.
Metal bir levha gibi yığılır üstünüze, ondan kurtuluş yoktur, saatine yirmi beş dolar vermeye razı olsanız bile.
Charles Bukowski

Yüzünde kül rengi bir hüzün, orada duruyordu işte.
Ağlasam bir nergis çiçeği düşerdi kollarıma,
Sonra ben bir ölü nergis çiçeğine tekrar ağlardım!
Hatta belki ilk kez birlikte bir şey yapacağımız tutar
Birlikte ağlardık…

Bir yağmurun boğazını bir bulut ne fena sıkmıştı o akşam
Sen gitmiştin, ellerim titriyordu, yazdı bir üşümek sarmıştı
Orada duruyor dedim hala, sokağın ucunda ne büyük hüzün
Ha döndü, ha dönecek!