Yağmur Adam

Şimdi şu fotoğraflara bakarken bir insanın gözleri neden dolar ki? Neden?

  • İnsanın bir evi olmasının mutlulukla doğrudan bir bağlantısı varmış, anladım.
  • Bir zamanlar yazabilen ve yazan bir insan için artık yazamadığını anlamak buhran olarak yeter sanırım o insana. 
  • Şu adamı görüyor musunuz? Bu dünyadaki cehennemiydi karısı.
  • Sanırım yaratıcılık, buluşlar ya hızını yitirdi ya da tarihe gömülüyor yavaş yavaş, fraktal olarak gerçekleşen inovasyonlara da buluş denilmeye başlandı. Hani bir filmde geçiyordu ya; “Her şey kopyasının, kopyasının, kopyası.” öffffff ne boktan konular bunlar!
  • Bir gün ses sanatçısı olursam eğer yeni bir beste ve sözle uğraşmam, gidip eskilerden birkaç parça yineler, kaydeder paylaşırım. En iyisi bu. Parayı vurmanın, piyasayı sallamanın yolunu bulmuş zamane sanatçıları, al eskilerden şarkıyı coverla, oradan da komikli, sevmeli sevişmeli, kaçmalı kovalamalı bir klip, oooooh, bu çıkış tutar gibi gibi…
  • Eskiden annemle pazara giderdim, elinde bir tane bile poşet bırakmazdım garibimin, hepsini eve kadar taşıyınca; Mişın kampilit. Sonra evi süpürür, perdeleri asar, kavanozları açardım. Annemle halı da yıkardım be, tahta vardı uzun 5-10 kalaslar, suyu döker, o kalasla çekerdik halıyı. Bir de plastik fırçalar falan, çitile çitile dur… Anneme komşulardan, eltilerinden oya örneği de getirirdim, Nebahat teyze vardı onu hiç unutmam, “Piç” dediğim için anneme şikayet etmişti beni, ayar olurdum o kadına zaten. Nebahat ne lan! Kabahat gibi. Neyse işte… Kız kardeşim olmadı hiç, olacaktı bir ara annem hamileydi ama düşük yaptı. Nasıl bir duygu olduğunu hep merak ettim kız kardeşin. Annem kız evlat yokluğunu hissederek bize yaklaşmış (özellikle bana) olacak ki bazı zamanlar kız evlat gibi davranırdı. Birlikte film izler ağlardık, ne bileyim bana bulaşık da yıkatırdı, ütü yapardım, çamaşır makinesinin ayarlarını da, yemek yapmayı da öğretti bana, kazak örmeyi 8 yaşımda öğrendim, tavşanlı bi kazağım vardı, annemle birlikte örmüştük. 
  • Zamanı geri getirebilseydim eğer, senin, yine senin için harcardım hepsini, senin için sözler dökülürdü ağzımdan, ama yine de asla yeterli zamanımız olmazdı, birbirimizi daha çok sevmek, anlamak ve yapmak istediklerimiz için. Hepsi uçup gitti ve sanki seni hep götürmekle yükümlüydü ayakların, beynim hep düşünmek, bedenim beklemek ve yüreğim hep seni sevmekle yükümlüydü sanki. Şimdi ne garip, sanki hiç yokmuş, hiç gelmemiş gibisin.
  • Nefret ettiğim insanların karşısına çıkıp, rahat rahat, sakin bir sesle ana avrat sövmek istiyorum.
  • Uzun zamandır sevemediği ve sevişemediği için ağlayan bir kadının hayat hikayesini dinledim. Ne garip! 
  • Şimdi ne ağlar gibi bakan gözler görüyor gerçekleri, ne parçalanırcasına çarpan kalpler farkında şefkatli bir yüreğin, ne de zamanın peşinden koşan ayaklarımız yolunda… Artık ne kediler sevdiriyor kendilerini, ne de çocukların gözlerinde yeşeriyor mutluluk. Para karşılığı sevilen ebeveynler ve para karşılığı başları okşanan çocuklar, para karşılığı alınan diplomalar, para karşılığı satılan bedenler, para karşılığında çalınan hayatlar, koşuşturan ve hep acelesi olan bir kalabalık, para, para, para, hepimiz yüksek çözünürlüklü robotlara dönmüşüz, hepimizin umut etmek denilen o ince zarı delinmiş, kabullenmek denilen bir hayatı yaşıyoruz. 
  • "Bir ölüm vefalı, bir de sonbahar" demiş ya Cahit Zarifoğlu. Demiş işte… Demiş ama ne diye bu kadar düşünürüm bu sözün bende çağrıştırdığı duyguları bilmem.
  • "Uzun uzun yıllar önce ormanın derinliklerinde mavi küçük yaratıkların yaşadığı gizli bir köy vardı. Onlar kendilerine şirinler derlerdi, çok iyiydiler. Ve sonra korkunç büyücü Gargamel vardı o kötüydü. Eğer bir gün ormana yolunuz düşerse etrafı dikkatlice dinleyin belki Gargamel’in çığlıklarını duyabilirsiniz ve iyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz."
  • Bu arada; İyi bir çocuk olursanız belki bir gün etrafınızdaki ilgi budalası, histerik, orospu çocuğu insanları da görebilirsiniz.
  • Ben çok sakin ve tepkisiz bir adamım ama neden böyle basit boktan meseleleri kafama takar dururum bilmem? Hasta mıyım, hastayım sanırım. 
  • Sizi marjinal görünümlü pislikler sizi! Sizi gidi sizi. Sizin bana kastınız var gibi gibi…
  • Oradan bir kilo mutluluk alabilir miyim abi? Üzerine de biraz çikolata sosu!
  • Ne hayatlar var Kayla! Parçalanıp gitmiş… 
  • Evet bazı şeyler konuşulmaz, bazı ayrılıklar veda içermez, bazı filmlerin sonunu izleyemezsiniz, bir şey buna engel olabilir, o bir şey sizin hayatınızın tüm gidişatını değiştirebilir. Allak bullak olabilirsiniz. 
  • Bir zamanlar bir kadın beni sevmenin zorluğunu, yeryüzündeki tüm ölü karıncalara mezar kazmaya benzetmişti. Anlayamamıştı sevmeyi belki de, güvenmek, sadakat ve her şeye rağmen bir eli sıkıca tutmanın yeryüzündeki tüm ölü varlıklara hayat vermek kadar zor olduğunu, ben zoru başarmak istedim, o kadın kaçtı mı bilmiyorum, o kadın ne yapıyor bilmiyorum. O kadını neden özlüyorum bilmiyorum.
  • Bilmiyorum, bilmiyorum, bilmiyorum.
  • O kadın bedenimdeki en eski kalıntı.
  • O kadının saçları bahar kokuluydu, elleri güneş sıcağı…
  • Ben o kadını ellerinden tanırım, vücudunun her zerresini bilirim, tüm yaralarına gözüm kapalı dokunabilirim, elinde kendisinin de bilmediği kutsal bir işaret var ve dokunduğumda sadece benim hissedebileceğim bir sıcaklık. Ben o kadını çok tanımam belki ama herkesten ayrı bilirim.
  • Ama yine de o kadını sevdiğim gerçeğini reddediyorum.
  • "Now lord don’t move my mountain, but give me the strength to climb”
  • Bu aralar iyi değilim dostlar ama siz yine de sağ olun. Eksik olmayın.

Şu an bir kadının gözlerine bakarak şarkı söylemeyi öyle arzuluyorum ki… Bu da bana ceza olarak yeter bu gece sanırım.

İyi geceler, 
İyi geceler yavşak oğlu yavşaklar,
İyi geceler kendini tomris etrafındakileri de turgut, cemal sananlar
İyi geceler kalem tutmasını bilmeyen sanal hücreli html yazarları,
İyi geceler alkol kullanıp sikişince büyüdüğünü sananlar,
İyi geceler en büyük acının kendisinde olduğuna inananlar,
İyi geceler akbabalar, tilkiler, çakallar
İyi geceler boktan dünya düzeninin kafası karışık yaratıkları,
İyi geceler önüne gelenden ilgi, alaka bekleyip zerresini göstermeyenler
İyi geceler aşırı özgüven sahibi denyolar,
İyi geceler herkese yavşayan, herkesle iyi, herkesle muhabbeti olanlar 
İyi geceler tumblr kızları, erkekleri, popileri, sahipleri, back followerları,
İyi geceler insanlık namına zarardan başka bir bok bilmeyen ifritler
İyi geceler kendini akıllı sanan çıkarcı pislikler
İyi geceler kitap yüklü merkepler.
İyi geceler orospu çocukları,
İyi geceler 

 ”Bana birkaç fotoğraf bırakmayı unutma” dedi kadın; Sen gittikten sonra, onlar bakacak yüzüme.